Yabancı müşterileriniz santralinizin dilinden anlıyor mu?
Profesyonel seslendirme hizmeti mi almak istiyorsunuz?
Profesyonel seslendirme ihtiyacınız mı var?

0850 532 32 67

Onu Sesinle Etkilemenin 6 Altın Kuralı

İnsanların sizi çekici, zeki ve güçlü bulmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri de ses tonunuz. Bunu biliyor muydunuz? İşte sadece sesinizle kitleleri kendinize hayran bırakmanın 6 altın kuralı.


Onu Sesinle Etkilemenin 6 Altın Kuralı
HEM İŞ HEM DE ÖZEL HAYATTA SES TONUN DEĞERİ

Dünyaca ünlü Psikiyatr Carl Gustav Jung, günlük hayatta insanlar üzerinde bıraktığınız izlenimlerin %20’sini görselliğin, %20’nu beden dilinin, %60’nı ise kullandığınız kelimelerin ve ses tonunuzun etkisi altında olduğunu söylüyor.

Araştırmalara göre birçoğumuz kendi sesini itici bulduğunu ileri sürüyor. Ancak işin aslı bunun tam tersi. Her ses kişisel bir imzadır. Bu imzayı atarken gösterdiğiniz özen ve birkaç önemli detay uygulaması ile her şey mümkün hale geliyor.

Örneğin oldukça kalabalık bir ortam düşünün; hoş giyimli, bakımlı, beden dilini iyi kullanan biri ile karşılaştınız ve konuşmaya başladınız, diksiyonu düzgün fakat o kadar hızlı ve vurgusuz konuşuyor ki oradan kaçmak istemeniz için sadece 6 dakika yeterli.

Bir başka açıdan bakarsak, mesela özel bir organizasyona katıldınız. Konu hakkında bir uzman çıkıyor sahneye, giyimi özensiz, beden dili olumsuz lakin mikrofona yaklaşıp daha ilk kurduğu cümlede, seslendirmede tüm salonu bir anda kendisine kilitleyebiliyor.

Bu ikinci insanı diğerlerinden farklı kılan nedir, hiç düşündünüz mü? Allah vergisi bir yetenek olduğunu zannediyorsanız baştan belirtelim bu sadece ses tonu ile yapılan bir tür hipnozdur.
Peki öğrenilebilir mi? Evet elbette.
Nasıl mı?

İşte 6 Altın Kural!

1- Beden dili ile desteklenen diksiyon, doğru vurgu, söylediğiniz şeye bütünüyle inanmanızla birlikte harmanlanınca her şey mümkündür.

-Beden dili eğitimi için özel seminerlere gitmenize gerek yok aslında. Ayna karşısına geçip omuzlarınızı düşürün, başınız hafif eğik olsun ve bir şeyler konuşun. Etkilendiniz mi? Elbette hayır. Peki aynı işlemi bir de şöyle deneyelim aynanın karşısına geçin, omuzlarını ve omurganız dik tutun, çeneniz hafif kalkıkken aynı cümleleri tekrar kurun iki durum arasındaki uçurumu anlayabilmeniz bu kadar basit. Pekiyi diksiyon. Elbette bunun için özel kursalar mevcut. Ama sizin Türkçe’nin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu kabul etmenizle başlayacak değişim ve alfabedeki harflerin ağzımızdan doğru çıkabilmesindeki gelişim süreci size yardım edecektir.

2- Daha kalın bir ses tonu ile konuşmayı deneyin.

Bu maddeyi hayata geçirmenin tek bir kritik noktası var oda abartıdan kaçınmak. Kendimizi kasmamak. Zira fazlası zarar. Ses tonunuzu birkaç ton daha kalınlaştırmanın metodu çok basit. Ayaktaysanız dik durun ve diyaframa nefes alın. Oturur pozisyondaysanız ya arkanıza yaslanıp muhatabınız ile göz kontağı kurarak söylemek istediklerinizi tane tane ama akıcı bir ifade edin. Unutmayın yapılan tüm araştırmaların tek bir ortak noktası var “tok bir ton ile konuşmak” bu hem kadınlar hem de erkekler üzerinde tam etki sağlamaktadır.

3- Hızınızı doğru ayarlayın.

Akıcı bir konuşma yapayım derken maraton koşucusuna dönüşmenin kimseye bir yararı yok. Eğer tek bir kişi ile konuşuyorsanız onun vücut ritmine ayak uydurmalı, hayır bir topluluk önünde konuşuyorsanız ortak nabzı yakalamasınız. Bu çok karışık bir tanım gibi görünse de kendisini sizden aptal zanneden biri sizin söylediklerinizi anlamayacağını düşündüğü için %5 oranında bile dinlemez. Bu yüzden baskıcı bir tavırla koşar gibi konuşmak yerine rahat ve akıcı bir tutum izleyin.

4-Rahat Olun! Nefesinizi ve beden dilinizi kontrol edin ve atağa geçin.

Evet belki Sungun Babacan, Kerem Kobanbay, Selçuk Yöntem yada ne bileyim bir Tuncel Kurtiz, yahut bir Gülen Karaman, Şenay Gürler yada bir Elif Acehan olmayabilirsiniz ama kendinize zerk ettiğiniz özgüven, beden dilinizi bir heykeltıraş gibi şekillendirecektir. Yükselen beden diliniz ise ses tonunuza bir ahenk verecek, diyafram nefesi ile de soluksuz bir konuşmacı olabileceksiniz.

5- Pratik Yapmaktan korkmayın.

Evet bisiklete binmek, araba kullanmak, hatta tavla oynamak bile pratik ister. Beden dili; dik durun, göğüs dışarı, çene yukarı bu tamam peki ya diksiyon? Diksiyonunuzu düzeltmek istiyorsanız bunun zannettiğinizden daha kolay olduğunu söyleyebiliriz. Adımlar çok basit. Önce harf telaffuzlarınızı kontrol edin. (en son alfabeyi ne zaman vurgulu olarak saydınız, ilkokulda mı?) Ayna karşısına geçin ve diyafram nefesi alarak harfleri tek tek dudaklarınızı gererek abartılı bir şekilde söyleyin. Unutmayın diksiyon bozukluğu diye bir şey yoktur. Diksiyon tembelliği vardır. Daha doğrusu dil, dudak ve çene tembelliği vardır. Ses ise bu saydığımız enstrümanların doğru akordu bulmasıyla şekillenir. Buda ancak pratik ve koşulsuz istek ile mümkündür.

6- Nasıl hissediyorsan onu yansıtırsın. Önce hisset sonra seslen.

Hangi konuda konuşursanız konuşun, kem küm, ımmm, ıııı gibi nidaları kontrolsüzce yapmanın önüne geçecek tek yöntem “konuştuğunuz konuya” hakimiyetinizden geçer. Önce söylediklerinize tüm benliğinizle inanın. Hani eskilerin bir sözü var “Boğaz neden 9 düğümdür. 9 defa düşünüp bir kere konuşmanız için.” Düşünün, inanın, hissedin ve konuşun. Çok konuşmak değil son sözü söylemek her zaman o âna imza atmaktır.

Bu 6 altın kuralı ne kadar hayata geçirebileceğiniz yeteneğinize değil tamamen hayata geçirmeyi ne kadar istediğinize bağlıdır. Eğer adımları pes etmeden sadece 21 gün uygularsanız harikulade bir hitabet sanatını icra ederken bulabilirsiniz kendinizi.

O’nu ya da onları ses tonunla etkilediğinizde sonuçlarına siz bile inanamayacaksınız. İnsanların algılarını tahmin ettiğinizden daha çok değiştirebilecek ve neredeyse her zaman tercih edilme nedeniniz bile olabilecektir. İsteyin ve yapın.